Silifke Müzesi
Müzeden Kareler



Taşınmaz Kültür Varlıkları

ARKEOLOJİK + DOĞAL SİT ALANLARI

Cennet-Cehennem Obrukları ve Korykion Antron Örenyeri ve  Astım  Mağarası: Silifke ilçesi merkezinden 25km.uzaklıktadır. Cennet-Cehennem alanına girerken yolun her iki alanında olasılıkla Paperon Antik kentine ait Roma  devri kalıntıları yer almaktadır. Zeus Tapınağı’ ndan  dönme Kilise kalıntısı göze çarpar.

Cennet -Cehennem Obrukları

Obruklar doğal çöküntü sonucu meydana gelmiştir. Paperon Antik Kenti içerisinde bulunmaktadırlar. Bölgemizde  yine antik kent yerleşimleri içerisinde yer alan Kanlıdivane, Aşağıdünya-Akhayat gibi benzer obruklar bilinmektedir. Cennet-Cehennem yerli halk tarafından verilmiş bir isimdir.

Cennet Obruğu :

Ağız genişliği bazı noktalarda 200 metre civarında olan Cennet çukurunun en derin noktası yaklaşık 70 metredir.

Cennet olarak adlandırılmış olan çukura 455 basamakla inilebilmektedir.

Obruktaki bu merdivenler yer yer yenilenmiştir.

Cennet Çöküğü

 

 

 

 

Meryem Ana Kilisesi

Obrukta M.S.5.ya da 6.yüzyılda yapılmış olduğu düşünülen bir şapel bulunmakta ve şapelin giriş kapısı üzerindeki yazıtta Paulus adında dindar bir şahıs tarafından Meryem Ana adına yaptırılmış olduğu yazmaktadır.

Kubbenin içi Hz.İsa ve havarilerin betimlenmiş olduğu fresklerle süslenmiştir.

Obruğun dibinde ise küçük bir akarsu bulunmakta ve uzun bir mesafeyi yerin altından katederek Narlıkuyu’dan denize karışmaktadır.

Cehennem Obruğu

Cennet Obruğunun 100 metre kadar yakınında bulunmaktadır.

Ağız çapı 30 metre, en derin noktası ise 120 metre civarındadır.

Son derece sarp olan bu çukura inilememektedir.

Antik dönemin çok tanrılı Yunan kültürünün ürünü olan ünlü bir hikayenin bu mekanda geçtiği rivayet edilir.

Farklı anlatımları bulunan bu hikaye özetle şöyle gelişir:

Mitolojiye göre yüz başlı,alev püskürten dev bir ejderha olan Typhon, zaman zaman tanrılar tanrısı Zeus ile savaşmaktadır.

Bu çarpışmalardan birinde Zeus’u yenilgiye uğratmış ve tanrıyı Korykos’ ta, daha sonra Cehennem ismi verilmiş olan bu mağaraya kapatmıştır.

Tanrılar dünyasının bir diğer önemli ismi olan Hermes, Pan ile birlikte Zeus2u bu mağaradan kurtarmış ve bu kez Zeus Typhon’un peşine düşmüştür.

Typhon’u gördüğünde, Etna dağını dev ejderhanın üzerine fırlatarak,  onu yerin derinliklerine hapsetmiştir.

Antik dönemin en korkulan volkanı olan ve günümüzde de aktif bir yanardağ olan Sicilya adasındaki Etna dağının hikayesi de bu mitoloji ile bağlantılıdır.

Belki bu hikayeye dayanarak, belki de ürkütücü derinliğinden ötürü, bu obruğa Cehennem adı verilmiştir.

Astım Mağarası

            Cennet Cehennem obruklarının 300 metre kadar batısında, 20 metre derinliğe sahip, dar bir girişle inilebilen sarkıt ve dikitlerle dolu bir doğa harikasıdır.200 m. uzunluktadır. Mağarada sıcaklık ortalama 14C olup, nem oranı ise yazın %85 ile kışın %98 arasında değişmektedir. Mağaradaki havanın astımlı hastalara iyi geldiği söylenir.

4-Aşağı Dünya Obruğu–Ak Hayat Harabeleri:Silifke İlçesi Karadedeli köyünün kuzeyinde Silifke’ ye yaklaşık 19 km. uzaklıktadır. Aşağıdünya obruğu yaklaşık 150mx100m ölçülerinde, 70 m.derinliktedir. Obruğa iniş ana kayaya oyulmuş merdivenlerle sağlanmaktadır. Obruk içerisinde doğal ve insan eliyle açılmış mağaralar bulunmaktadır. Obruğun  yaklaşık 400m.batısında yerel adı ile Akhayat olarak adlandırılmış yerleşim bulunmaktadır. Burası muhtemelen kültle ilgili bir yerleşimdir. Yerleşimin kalıntıları temel seviyesinde mevcuttur, girişleri ayakta kalmıştır. Bir giriş kapısı üzerinde Herakles topuzu, boğa başı, üzüm salkımı yer almaktadır. Sarnıçlar, 1 adet pres yeri-atölye, güney batıda ise küçük bir nekropol yer almaktadır. Burada ana kayaya oyulmuş lahid gövdeleri ve üçgen alınlıklı lahid kapakları görülmektedir. Ayrıca bir adak taşı görülebilmektedir.

Karadedeli Akhayat yerleşiminde tespit edilen zeytinyağı üretim donanımı örneği oldukça küçük boyutlara sahiptir ve küçük bir kaya çıkıntısı üzerinde, mevcut sınırlı yeri verimli kullanacak şekilde yapılmıştır.

                                                                                                                                

ARKEOLOJİK SİT ALANLARI

1-HÖYÜKLER

Kilisetepe Höyüğü: Mut ilçesinde Kışla köyü sınırları içindeki Maltepe mevkiinde yer alan höyük arkeolojik olarak Hitit İmparatorluk topraklarını Anadolu platosu üzerinden Doğu Akdeniz dünyasına bağlayan yol güzergahlarını kontrol eden bir noktadadır.

En eski yerleşimi M.Ö.3000 yıllarına aittir. M .Ö.1800 yıllarında Kültepe ile büyük bir ticari bağlantısının olduğu düşünülmektedir. Akdeniz’ e oradan da Kıbrıs’a olan bağlantısı şüphesizdir. Hitit egemenliği denizden gelenler tarafından yıkılmış, yerleşimin iki büyük yangın geçirdiği anlaşılmıştır. M.Ö.8 yy’ a ait yoğun bir Miken seramiği vardır. Bizans döneminde yerleşim büyük bir kiliseye sahiptir. Kilisetepe’ de 1994-1998 yıllarında bir kurtarma kazısı gerçekleştirilmiştir. Yerleşimin özellikle M.Ö .2. binyıl tarihinin ve özellikle Anadolu, Kıbrıs ve Mısır Krallıkları arasındaki ilişkilerin anlaşılmasını sağlayacak önemli bilgileri vereceği şüphesizdir. Kazı çalışmaları yapılan bu höyüğün yakınlarında başka höyük yerleşimleri ile  Silifke ilçesinde iki höyük daha mevcuttur.  

2-ÖRENYERLERİ

a-Azize Thekla Kutsal Alanı-Meryemlik Örenyeri :Hıristiyanlığın en eski ve en önemli merkezlerinden biri olan dini kent Azize Thekla Kutsal Alanı  Silifke ilçe merkezine 5km.’lik mesafedir. Buraya ulaşım modern yolla olduğu gibi ilçe merkezinden 1,5km.’lik uzaklıkta antik yol ile de mümkündür.

M.S. 50 yıllarında kurulmuştur. Konyalı bir Azize olan Thekla, Hz. İsa’nın havarisi St.Paul’ün bir din kadınıdır. Thekla , Konya ve Yalvaç ‘daki Roma baskılarından kaçarak Silifke’ye gelmiştir.Önceleri bugün yer altı  mabedi denilen doğal mağarada yaşamıştır. Kentte bugün bu yer altı mabedinin yanında Azize’nin ölümünden sonra yapılmış üç nefli Thekla Bazilikası( M.S.460-470 ), Kubbeli Kilise (Zenon Mabedi),üzeri örtülü sarnıçlar Hamam Binası, Kuzey Kilise ve Necropol alanı  Kutsal Yol görülebilmektedir.

b-Mylai Antik Kenti /Manastır : Modern Silifke- Anamur asfalt yolu kenarında, Taşucu Beldesi’nden 5 km. ilerdedir. Bu kentin Holmi olabileceği de söylenmektedir. Kalıntıları arasında denize sıfır konumda antik hamam yapısı küçük bir körfezin hemen kenarındadır. Kıyıdan sonra kademeli bir yükselişle alçak, geniş, sahaya yayılan tepe yüzeyinde antik kentin kalıntıları devam etmektedir. Bu kalıntılar içinde 100’den fazla sayıda ev, üretimle ilgili zeytinyağı işlikleri, kilise kalıntıları su sarnıcı kaya mezarları ve anıt mezarlar bilinmektedir ve Roma -Bizans devrine tarihlenirler.

c-Boğsak Adası: Taşucu yakınındaki Boğsak Adası, üzerinde birçok manastır yerleşimi olan küçük bir adadır. Adanın en üst noktasında haç planlı Doğu Roma  dönemi ortalarına ait olan küçük şapel, adadaki en iyi durumda olan yapı kalıntısıdır. Bunun dışında sarnıçlar ve varlığı anlaşılan kilise kalıntıları dikkati çekmektedir. Adanın hemen karşısında yer alan Paşa Limanı Kalesi bölgedeki en önemli Osmanlı eseridir.

                                                                                                                     

d-Aphrodisias Antik Kenti:Silifke-Anamur karayolundan 35km.ilerde sola ayrılan 14km.’lık bir yol ile ulaşılır. Antik Kent doğal güzellikle iç içedir. Ovacık Yarımadası üzerindedir. Antik kent  doğu ve batı antik limana sahiptir. Doğu limandaki Köserelik  Adası da antik kalıntıları içermektedir. Bu adanın Roma ve erken Bizans devrinde Nekropol alanı olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Yarımada antik duvar temel kalıntıları içerir. Aphrodisias Arkaik çağa kadar uzanan bir geçmişe sahip olmakla birlikte daha çok erken Hıristiyanlık çağına ait St. Pantaleone Kilisesi ile tanınmaktadır. Liman körfezinde bu erken Bizans devri Bazilika kalıntısı üç nefli, Narthex’ lidir. Mozaikli taban günümüze kadar korunmuştur. Bu tabanda bitkisel, hayvan, geometrik motiflerin aralarında kitabeler vardır. St. Panteleon Kilisesi olarak bilinen yapı 1972’de L.BUDDE tarafından  kazılarak ortaya çıkartılmıştır. Yarımadanın kenarına kadar duvar kalıntıları bulunur. Bunlar arasında polygonal, kuleli sur kalıntısı Helenistik döneme aittir. Roma zamanında yerleşim yeri olarak önemini kaybetmiştir. Roma dönemine ait  kesin bir yapı kalıntısına rastlanmamıştır.

d-Dana Adası(Pityussa): Aphrodisias’ dan sonra Kargıcak Boğazı olarak bilinen ada Silifke’ye 45km. uzaklıktadır. Aphrodisisas ile birlikte kurulan kent Roma döneminde bağımsız Pityussa olarak karşımıza çıkar.

Ada Kent’ in Kıbrıs, Mısır, Aprodisias  Komardias, Holmi ve Seleukia ile yakın ticari ilişkileri vardır. Pıtyussa antik kentinde çok sayıda su sarnıcı, Roma dönemi evleri ve lahidler Doğu Roma dönemi kilise kalıntıları vardır.

Dana adasından sonra, tahta limanı olarak bilinen Roma ve Doğu Roma dönemi kalıntılarını içeren yere gelinir. Liman binası, hamam, asker lojmanları ve zeytin ezme atölyelerinin bulunduğu tahta limanının 2km.kuzeyinde Palaiai olması muhtemel yerleşimin yoğun kalıntıları görülür. Buradan Boğsak ve Holmi (Mylai Antik Kenti-Manastır)’ye geçilir.

e-Palaiai: Silifke-Anamur Karayolu üzerinden ulaşılabilir. Taşucu Beldesi’nden  20km ilerdedir. Akdere, Eğribük vadisine inerken sağ tarafta orman içerisinde yoğun kalıntı grubu antik Palaiai’ dır. Çoğunluğu evlere ait bina duvarları ayaktadır.Doğu Roma devri kaya oygu mezarları yaygındır.

f- Kelenderis Antik Kenti: Aydıncık ilçe merkezinde Anamur-Antalya yol güzergahında kıyıdan hemen yükselen eğimli bir arazi üzerine kurulmuş antik Liman Kentidir. Kentin tarihinin klasik çağ öncesine uzandığı bilinmektedir.Kazılarda sub-geometrik parçalara rastlanmıştır.Kazılarda rastlanan ticari amphoralar kentin deniz ticaretindeki önemini gösterir.Mezarlarda ele  geçen Attik siyah ve kırmızı figürlü kaplar Kelenderis’ in Klasik çağ geleneklerine bağlı olduğunun işaretleridir.Helenistik çağa ait II. Ptolemaios’ a ait altın tetradrachmiler önemlidir.M.Ö.2. ve 1. yy.’ larda savaşlar ve siyaset boşluğundan yararlanan korsanların yağmaları ve deniz ticaretine yaptıkları olumsuz etkilerden dolayı, Akdeniz kıyılarındaki diğer kentler gibi Kelenderis  de zayıflamıştır.Antik şehrin içinde mevcut tiyatro,  akropol ve 11.yy.’ a ait hamam ile 5 ve 3. yy’ lara ait mezarlar görülebilmektedir.1986 yılından beri yapılan arkeolojik kazılara devam edilmektedir.Kentte mozaik tabanlar da açığa çıkarılmıştır.

g-Canbazlı Antik Kenti :   Silifke-Uzuncaburç yolu üzerinde Silifke’ ye 29 km uzaklıktadır.Antik yerleşim ve modern köy yerleşimi iç içedir. Geç Helenistik, Roma ve Bizans yerleşimlerine ait kalıntılar yer almaktadır. Roma dönemi mezar anıtları yanı sıra erken Doğu Roma dönemine ait (5.yy.) bazilika görülmeye değerdir. Bu kilise örtü seviyesine kadar en iyi durumda kalabilmiş erken Doğu Roma dönemi yapılarından biridir. Üç nefli bazilikanın nefleri ayıran sütunlarından kuzey    tarafındakiler yıkılmış olmakla beraber hala yapının içinde durmaktadırlar. Oldukça iyi bir taş işçiliğine sahip kilisenin themenos duvarları da halen ayaktadır.

                                                                                 

h- Kültesir: Silifke’ ye 22km uzaklıkta Karadedeli Köyünün kuzeyinde Karadedeli İmamlı arasındaki stabilize yolun 10.km.’ sinde yolun iki yanında geniş alana yayılmıştır. Yerleşimde bazıları ayakta kalmış yapıların dışında birçok yapı temel kalıntısı, birçok sarnıç görülebilmektedir.

ı-Karakabaklı Antik Kenti: Silifke ilçesi Karadedeli köyünün 3km kuzeyinde yoğun yerleşim yer almaktadır. Yerleşimdeki kalıntıları erken Bizans dönemi 6-7yy.’ a aittir. Ayakta duran bu küçük yerleşimde Doğu Roma  mimarisinin üç farklı ev tipi bir arada görülmektedir. Peristilli avlusu olan evle , iki katlı villa tipi evler ve basit planlı ev tipleridir. Kentte döşeme yol kalıntısı da görülebilir.

i-Işıkkale Antik Kenti: Silifke ilçesi Karadedeli Köyünün kuzeyinde bulunmaktadır. Karakabaklı harabelerine 2km. uzaklıktadır. Işıkkale üç nefli ve iyi durumdaki bazilikası, çok sayıda farklı plan tiplerindeki evleri, üzeri örtülü su sarnıçları, şarap ve zeytinyağı yapımı için kullanılan ikili presleriyle dikkat çekici bir yerleşimdir.

j-Sinekkale: Silifke İlçesi Karadedeli Köyünün kuzeyinde Silifke’ ye yaklaşık 23km. uzaklıkta, Kültesir ile Yenibahçederesi arasında bulunan Sinekkale’ de ilk göze çarpan yapı iki katlı Kilise Binası ( ? ), yapı temel kalıntıları, nekropol kalıntıları bulunmaktadır. Bizans dönemine ait bir kervansaray da dikkat çekicidir. Muntazam kesme taştan iki katlı olarak inşa edilen yapı, içinde küçük bir ibadethane ve çeşitli bölümlerden oluşmaktadır. Mimarlık tarihi açısından önemli bir yapıdır.

k-Silifke-Uzuncaburç Yolu Üzerindeki Kalıntılar: Göksu üzerindeki tarihi köprüyü geçerek Silifke’yi geride bırakırken Uzuncaburç’ a giden Mara yolunda nehrin binlerce senede oluşturduğu bereketli  ovada,  kuzeye doğru ilerlenir ve Torosların eteklerinde virajlar alınırken yolun iki tarafında, Demircili köyünde Roma devrine ait mezarlar görünmeye başlar.

Bunlardan ilki yolun sağ kenarında eski haliyle yükselen, oda şeklinde bir mezardır. Yapının açık olan ön kısmında eskiden Korint başlıkları taşıyan iki sütunun bulunduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Mimari tarzına göre yapı M.S. İkinci ya da üçüncü yüzyıla aittir.

Yola devam edilirse mezar yapılarının diğerleri görülür. Yolun doğu tarafında iki katlı olan yapının cephesinde altta İon, üstte Korint başlıkları taşıyan dörder sütun vardır. Mezar Anıtı geç Roma devrine tarihlenir.

Yoldan 300m. kadar mesafede yan yana duran iki mezar buradaki kalıntılar arasında en çok dikkati çeken eserlerdir. İki katlı sağda duran mezarın mimarı süslerinin tertibi ve işlenişindeki sanat zevki, kitabe, kabartma ve hayvan heykelleri mezarın önemli bir aileye ait

olduğunu gösterir. Soldaki tek katlı mezar ise Korint düzeninin bütün özelliklerini aksettirir. Saçağın zenginliği, mezar odasına geçilen kapıdaki süslerin bolluğu ve bilhassa cephe kısmın inşa tarzı bu esere başka bir özellik verir.

Bu mezarlardan başka yolun doğu tarafında az ilerde hakim bir tepe üzerinde inşa edilmiş bir mezar daha vardır. Tektonik bünyesi ve piramit çatısı ile seyirci üzerinde başka bir tesir yapmaktadır. Mezarın iç kısmındaki konstruksiyon yukarda anlatılan mezarlardan değişiktir. Kuzey ve güney tarafındaki duvarlarda, alt kısmı kemerle desteklenen ve zeminden iki metre yükseklikte birer balkon bulunmakta ve bunlara, destek vazifesi gören esas kemerin ayakları basmaktadır. Tavan levha şeklinde taşlarla örtülmüştür. Piramidin uç kısmında vaktiyle mezarın ait olduğu kimsenin heykelinin olduğu tahmin edilmektedir. Yapı güneybatı Anadolu’ da M.Ö. 377-352 yıllarında hüküm sürmüş olan satrap Maussolos’ un Bodrum’daki mezarını anımsatmaktadır.

                                                                                                                                

Bu bölgedeki mezarların yukarıdaki incelemesinden sonra yola devam edilirse 25.km. de sağ tarafa ayrılan Uzuncaburç yoluna varılır. 5 km.lik  bir yolculuktan sonra antik yapıların yükseldiği Uzuncaburç ( Diokaisereia )’ a ulaşılır.

I-Uzuncaburç ( Diokaisereia ) Antik Kenti : Silifke’den 27 kilometre uzaklıktadır. Denizden  1200 m. yükseklikte, etrafı ormanlarla kaplı Helenistik ve Roma Kentidir. Şehrin merkezini  teşkil eden Zeus Tapınağı, Sütunlu Yol ve  Tiyatro gibi önemli yapılar geniş bir surla çevrilmekte ve bu sura ait Şehir Kapısı ile büyük bir Burç eski halini hala korumaktadır. Şehirde önemli yapılara giden Sütunlu  Yol, Tiyatro ile Tyche  mabedi  arasındadır. Bu gün ayakta kalmış olan beş sütun ile bunlar üzerinde görülen baştaban ve saçak bu yol üzerindeki Anıtsal Kapı’ya aittir.

Büyük İskender’in ölümünden sonra Diadohlar denilen kumandanlar arasında yer alan ve Antakya bölgesine hakim olan Seleukos Nikator  M.Ö. 295 yılında Kilikyayı ele geçirmiştir.İmarı seven bir Kral olarak bilinen Seleukos Nikator Uzuncaburç’taki Zeus Tapınağını yaptırmıştır. Uzuncaburç’un Romalılar zamanında ‘Diokaisereia’ adını aldığı anlaşılmaktadır. Romalılardan sonra İsauria (Anamur tarafları ) bölgesine dahil olan Diokaisereia yine önemli bir şehir olarak kalmış ve Zeus Tapınağı etraflı bir tadilatla kiliseye çevrilmiştir. Bu zamanda Silifke’nin yanında kurulmuş olan Meryemlik ( Azize Thekla Kutsal Alanı )şehri batı Kilikya’ nin merkezi olma ıstıdadını göstermiş ve bu bakımdan Uzuncaburç’a rekabet  etmiştir.

m-Olba Antik Kenti: Uzuncaburç’un 4 km. doğusundadır. Bu iki şehir Antik bir yolla birbirine bağlanır ve yolun bir kısmı halen kullanılmaktadır.

Yüksekçe bir tepenin eteklerinde ve yamaçlarında kurulmuş olan Ura şehri ev ve su tesislerine ait kalıntıları ile, şehrin içinde ve etrafında bulunan çeşitli tipteki mezarları ile ayrıca dikkat çeker. Su kemerleri, Çeşme, Tiyatro görülen diğer kalıntılardır.Yer yer sur ve kule kalıntılarına rastlanmaktadır. Ayrıca Orta çağa ait bir kale bulunmaktadır.

n-Adrassus:Mut ilçesine bağlı Yalnızcabağ köyünün 6,5 km. batısında yer alır.Sarp yamaçlar üzerine inşa edilmiş Örenyeri yüzey bulguları Roma ve Doğu Roma dönemlerini kapsar.Vadiye paralel bir şekilde yayılan Örenyeri’ nde ilk dikkati çeken şey Nekropol alanıdır. Mimari öğelerin tahrip olduğu Akropolde Roma öncesi bir yerleşim de tahmin edilir.

o -Dağpazarı –Corapissus Antik Yerleşim Alanı:Mut ilçesinin yaklaşık 25 km. kuzeydoğusunda ve modern köy yerleşimi Dağpazarı ile iç içedir. Antik adı Corapissus olan bu yerleşim alanında, Heroon Mezarlar, kaya oygu mezarlar, ayakta duran bir kilise yapısı, taban mozaiklerinin çıktığı alanlar vardır.  Bir Roma –Doğu Roma yerleşimi olarak bilinir.

ö-Corasium Antik Şehri: Silifke-Mersin asfaltı üzerinde, Silifke’ ye 20 km. uzaklıkta bugünkü Susanoğlu-Atakent  beldesinde yer almaktadır. Geç Roma dönemine ait kent İsauria valisi Flavius Uranius ( 367-375 ) tarafından kurulmuştur. Eskiden tamamen surlarla çevrili kentin batıdaki ana giriş kapısı üzerinde bulunmuş olan kitabede şöyle denilmektedir: “Prenslerimiz Valentinian Valens ve Gratian’ ın idaresi altında yaşarken Isauria Eyaletinin ünlü yöneticisi Flavius Uranius bu ıssız yeri kendi düşüncesine uygun bir şekilde , tüm masraflarını kendi karşılayıp kent olarak yaptırdı.”

Eski bir koyun etrafında yay şeklindeki antik kentte iki ayrı nekropol, kilise, hamam, sarnıç ve ambar kalıntıları görülebilir.

p- Üç Güzeller Mozaiği: Silifke-Mersin karayolunun 30.km.sindeki Narlıkuyu’ da M.S.IV.yüzyıldan kalma bir zamanlar Paperon Kenti ahalisi tarafından kullanılan Roma Hamamı’nın tabanındaki mozayiklerde Zeus’un üç güzel kızı Aglaia, Thalia ve Euphrosyna tasvir edilmektedir.

Yarı tanrıça bu ç güzel kızı dans ederken gösteren mozayik tablonun üzerinde bulunan eski Yunanca kitabenin Türkçe çevirisi şöyledir: “ Ey konuk dost! Kaynağı şimdiye kadar saklı bulunan bu suyu kimin bulduğunu merak ediyorsan, bil ki o, imparatorların dostu ve kutsal Adalar’ın dürüst yöneticisi Poimenios’tur.”

a- Seleukeia Antik Kenti: Akdeniz bölgesinde ve Göksu Irmağı’ nın sağ kıyısında Akdenize yakın bir yerde kurulmuştur. Mersin-Antalya yolu ile İç Anadolu’dan gelen Konya-Mut-Silifke yolu burada birleşir. Antik Çağlarda adı Seleukia olan bugünkü Silifke dağlık Kilikya’ nın merkezi konumundadır. Bugün Ortaçağ Kalesi’ ni ihtiva eden tepe kentin akropolüdür. Silifke’ nin güneyinde geniş bir ova bulunması ve ilk çağlarda Göksu Irmağı’ nın kısmen ulaşıma elverişli olması bu şehrin Akdeniz ülkelerinin kültürel ve ekonomik hayatı ile ilgilenmesini olası kılmıştır. Bundan dolayı Silifke, denizden ve  bilhassa Kıbrıs’ tan gelen ve Anadolu’ nun iç kısımlarına sevk olunan mallar için önemli bir transit merkezi  teşkil ediyordu.

Antik çağlarda M.Ö.7.yy.’ da Grekler bu bölgenin kıyısında Holmi Kolonisini kurmuşlardır. Bu koloni M.Ö.4.yy.’ dan itibaren çökmeye başlamıştır. Büyük İskender’ in generallerinden, Suriye Krallığı’ nın kurucusu Seleukos Nikator (M.Ö.312-281) Silifke’ nin yerinin önemini takdir etmiş, Holmi halkını burada iskan ederek kurduğu şehre Seleukeia adını vermiştir.

M.S.5.yy.’ da Silifke Hıristiyan aleminin önemli ziyaret yerlerinden biri olmuştur. Daha sonra bu şehir Arapların, M.S.XII.yüzyılın sonlarında Bizans hakimiyetinden  Ermenistan Krallığı, Selçuklu hakimiyeti vardır. Osmanlılar ile Karamanoğulları arasındaki uzun anlaşmazlıklardan sonra 1471 yılında Gedik Ahmed Paşa tarafından fethedilerek Osmanlı Devleti’ ne katılmıştır. Bazen sancak bazen Vilayet merkezi görevini görmüş fakat eski önemini kaybetmiş olan Silifke bugün Mersin İline bağlı ilçe merkezidir.

Kale Tepesi’nin doğu yamaçlarında Helenistik devir kentinin bir kısmının bulunduğu düşünülür. Romalılar ve Doğu Romalılar zamanında ise şehir ovada doğuya doğru gelişmiştir. Aşağı yukarı bugünkü şehre tekabül etmektedir. Şehrin iç taksimatı, meydanları, sokakları ve anıtlarına dair esaslı bir fikir edinemiyoruz. Şehir bugüne kadar meskun olduğundan eski anıtların büyük bir kısmı, yapı malzemesi temini için ortadan kaldırılmış, geriye kalanlar ise büyük değişikliğe uğramıştır.

Zamanımıza gelebilen anıtların başında denizden 184 m. yükseklikte bir tepenin üzerinde yer alan ve vaktiyle ortasında Seleukosların şatosunun yükseldiği Kale gelmektedir. Kalenin güeyinde küçük bir tepecik üzerinde ise bugün Tekir Ambarı adını taşıyan bir Bizans Su Sarnıcı yer almaktadır. Bu sarnıcın 180m. doğusunda sırtın yamaçlarında bulunan Tiyatro büyük bir tahribata uğramıştır. Göksu üzerinde inşa edilmiş Köprü bugünkü şekliyle tamamen moderndir. Ancak bu köprünün oturduğu ve bugün görülen temel kısımları İmparator Vespasianus ve oğulları Titus ve Domitianus tarafından Kilikya Valisi L.Octavius Memor’ un zamanında M.S. 77-78 senelerinde yaptırılan köprüye aittir.

Bugünkü Cumhuriyet İlköğretim Okulu’ nun 100m. doğusundaki Zeus Tapınağı, aşağı şehrin en önemli anıtlarından biridir. Korint düzeninde ve 8x14 sütunlu peripteros tapınağın  podium kısmı ayakta bir sütun ve bazı mimari parçalar gözükmektedir. Direkli geniş bir caddenin bu mabedde sona erdiğini ve mabedin etrafındaki avlunun direkli galerilerle çevrildiğini anlıyoruz. Yine şehrin güneyinde Göksu kenarında yer alan Stadion’ dan bugüne bazı temel duvarlar kalmıştır. Silifke’ de bugün hemen her evin bahçesinde, tabanında yahut duvarında bir takım tarihi eser saklanmıştır.

b- Mut İlçesi, Cladiapolis Antik Kenti: Hitit, Frig, Asur egemenliğinin hüküm sürdüğü Mut; M.Ö.546’ da Pers egemenliği altına girmiş,  M.Ö. 300 yıllarında Seleukosların eline geçmiştir. M.Ö.60 yılından sonra Roma hakimiyeti başlar. Roma imparatorlarından Cladios tarafından M.Ö. 41 yılında bir koloni olarak kurulmuştur. M.S. 395’ de Doğu Romalıların eline geçmiştir.Bugün olduğu gibi antik çağlarda da Karaman ( Larende ), Konya ( İconia ) ve Silifke ( Seleukeia )’ yi birbirine bağlayan yol güzergahında olduğundan Doğu Roma, Selçuklu, Karamanoğullarının ilgi alanında kalmıştır.Bir ara Abbasilerle Bizanslılar arasında  el değiştiren Mut, 1071 yılında Selçuklular’ ın eline geçmiştir.Selçuklular devrinde bir hayli gelişen Mut, 1277 yılında Karaman Bey’ in oğlu Şemseddin  Mehmet Bey tarafından Karamanoğulları’nın egemenliği altına girmiştir.1466 tarihinde Osmanlı ülkesine katılmıştır.

ANIT ESERLER

1- ASKERİ DİNSEL KÜLTÜREL YAPILAR

a-Silifke Kalesi: Silifke İlçe merkezinin kuzeyinde yüksek bir tepe üzerinde inşa edilmiştir. Kalenin batı tarafında hendek vardır. Ana giriş doğu yöndedir. Evliya Çelebi seyahatnamesinden 23 Kuleli olduğunu öğreniyoruz. Bugün görünen 10 adet burcu vardır. İçinde cami ve ev kalıntıları moloz yığınlar halindedir. Bazılarına göre VII.yy.’ da bazılarına göre de XI.yy.’ da inşa edilmiştir.2011 yılında bilimsel kazı çalışmalarına Doç.Dr.Ali BORAN başkanlığında başlanmıştır. 2012 yılı kazı çalışmaları sırasında Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde bahsedilen Cami ortaya çıkarılmıştır.

b- Mut Kalesi: Şehrin ortasında olan kalenin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. Küçük bir askeri yapıdır. Karamanoğulları ve Doğu Roma döneminde tamir gören kalenin dört adet burcu bulunmaktadır. Kalenin içinde birde iç kale diye bilinen kule vardır. En son onarımı 1998 yılında yapılmıştır.

c- Liman Kalesi :  Silifke Anamur yolu üzerindedir. Mylai antik kentinin 5km. ilerisinde hemen deniz kenarında Taşucu’ nu görür konumdadır. Osmanlı devrine aittir. Ana giriş kapısı doğu kesiminde olan kalenin 1471 yılında yaptırıldığı bilinmektedir. Sağlam olarak ayaktadır.

d- Tokmar Kalesi: Silifke-Anamur yolunda, Boğsak yerleşimini geçtikten sonra 3 km. stabilize yolla ulaşılır. Kalenin güney duvarları yalçın kayalıklara oturur. Kaleden Göksu deltası, Taşucu kesimi tamamen gözlenebilmektedir. XII.yy.’ a aittir.

e-Korkusuz Kral Anıt Mezarı ( Mezgit Kale ) : Atakent’ in içinden, Susanoğlu plajının karşısından kuzeye doğru giden stabilize yol 11.km’ de Paslı’ ya ulaşır. Paslı’ da Roma dönemine ait ev, sarnıç ve mezar kalıntıları görülebilir.

Paslı’ nın 2 km. doğusunda bir tepe üzerinde, korkusuz Kral Anıt Mezarı vardır. Yöre halkı Mezgit Kale adını vermiştir. Kilikya tapınak mezarlarının en büyüklerindendir. M.S. II.yy. veya III.yy. Roma dönemine ait bu anıt mezar oldukça iyi korunmuş durumdadır. Ön kısmında korint tarzında başlıklı sütunların ortasında konsollar vardır. Bu konsollarda vaktiyle heykeller bulunuyordu.

f- Mezar Anıtı ( Dört Ayak ) : Aydıncık ilçe merkezindedir. Yerli halk tarafından dört ayak olarak bilinen M.S. II. yy.’ a tarihlenen mezar anıtı, piramidal çatı formuyla hem Demircili Öterkale’ nin  hem de Uzuncaburç mezar geleneğini devam ettirir. Düzgün kesme taşlarla bir podyum üzerinde dört adet fil ayağı üzerindeki piramidal çatı ile kapatılmıştır.

g- Meydan Kalesi ( Sivri Kale ) : Silifke İlçesi İmamlı köyü kuzeyindedir. Silifke- Uzuncaburç yolunun 600 m. kuzeydoğusunda bulunan ve Sivri Kale diye anılan kalıntılar içerisinde burç ve gözetleme kuleleri, sarnıçlar, mezarlar, kilise ve Meydan deresine inen bir adet merdiven bulunmaktadır. Geç Roma ve Doğu Romanın erken dönemine tarihlenir.

h-Gökburç : Silifke İlçesi, Ovacık Köyü Gökburç mevkiindedir. Silifke’ ye 19 km. uzaklıktadır. Mimari tarzı ve plan özelliğinden 6.yy.’a tarihlenir.

ı-Meydancıkkale : Gülnar İlçesinin 12 km. güneydoğusunda Emirhacı köyü sınırları içerisindedir. Kale 750 m. uzunluğunda oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır. M.Ö. VII. Ve VI.yy.’larda  Luvi döneminde kral kenti M.Ö. IV. yy.’ larda Pers döneminde askeri ve idari bir rol, M.S.II. yy. Mısır Krallarına garnizon kenti olmuştur. Geç Roma ve Doğu Roma  döneminde yerleşmelere rastlanır. Anıtsal giriş, doğu mezarı, Pers  kabartmaları, hazine binası görülebilir. 1980 yılı bilimsel kazılarından çıkmış 5215 adet gümüş sikke Silifke Müzesi’ nde sergidedir.

i- Alahan Manastırı: Mut İlçesine 20 km. mesafededir. Göksu vadisinden 1000 m. denizden 1300 m. yüksekliktedir. Doğu-Batı yönünde uzanan bir teras üzerinde yer almaktadır. Alahan Manastırı içerisindeki Batı Kilisesi ve Vaftizhane  bir külliyeyi oluşturmaktadır. Dini merkezin ilk iskanı terasın batısındaki doğal mağarada başlamıştır. Manastır 5.yy.’ ın ortalarında inşa edilmeye başlanmıştır. Mağaranın doğusunda üç nefli bazilika vardır. Batı bazilikanın arkasında dikdörtgen apsisli ve birbirinden üç sütun ile ayrılmış  iki mekandan meydana gelen bir vaftizhane yer almaktadır. Vaftizhanenin doğusunda ve kuzey yamaç içine oyulmuş hücrelerden birinin içinde külliyenin kurucusu Rahip Tarasis’ in lahdi bulunur. Revaklı bir yolla daha  geç dönemde yapılmış olan Kilise yine üç neflidir ve zengin kabartmalı süslerle bezenmiştir. Alahan Manastırı M.S. IV. yy.’a tarihlenmektedir.

j- Mavga Kalesi : Mut İlçesinin Kozlar yaylasına giden yolun 16.km.’sindedir. Doğal yalçın kayalara oyulmak sureti ile inşa edilmiştir. Kuzeydoğu ucunda bulunan kule üzerinde dikdörtgen bir niş içinde Arapça kitabe vardır. Sur duvarları tahrip olmuştur. Doğal mağaralar yerleşim amacı ile  şekillendirilmiştir. Yerleşimin yanı sıra mağaralar arasında kare veya dikdörtgene yakın küçük girişli kaya mezarları da bulunmaktadır.

k-Kravga Köprüsü: Mut İlçesi Köprübaşı köyündedir.Göksu Nehri üzerinde 3 m. genişlik, yaklaşık 50 m. boyunda, ortada büyük iki yanlarda küçük olmak üzere 3 kemerlidir. Köprü kesme taşlarla inşa edilmiştir. Karamanoğlu beyliği zamanında yapılmıştır.

l-Roma Köprüsü: Silifke İlçe merkezindedir. M.S. 77-78 yıllarında Kilikya Valisi L.Octavius Memor tarafından, Roma İmparatoru Vespasianus ve oğulları Titus ile Domitianus adına yaptırılmıştır. Göksu Irmağındaki Taş Köprü XIX. yy. ‘ ın sonlarına kadar orijinal şeklini korumuştur. Birçok defa tamir ve tadil edilmiştir. Bilinen en büyük onarım 1875 yılında Silifke Mutasarrıfı Mehmet Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1972 yılında köprü üzerinde genişletme çalışmaları yapılmıştır. 5 kemerli köprü, orijinalinde 7 gözlüdür. Günümüzde temelleri haricinde tamamen moderndir.

m-Tekir Ambarı: Silifke Kalesi’ nin üzerinde yer aldığı tepenin alt kesimindedir. Mevcut bir anakayanın  oyulması ile inşa edilmiştir. Yapı bir su sarnıcıdır.45m. uzunluk, 23 m. genişlik ve 12 m. derinliktedir. Sarnıca güneydoğu köşesindeki bir merdivenle inilmektedir.

n- Zeus Tapınağı: Silifke İlçe merkezindedir. Roma dönemine aittir. Mabet 8x14 Sütunlu Peripteros planlıdır. Bizans döneminde kiliseye çevrilmiştir. Bugün sadece bir sütunu , podium kısmı ve bazı mimari parçaları kalmıştır.

o-Alaattin Camii : Silifke İlçe merkezindedir.Roma köprüsü civarındadır.Selçuklu Sultanlarından Alaattin Keykubat döneminde inşa edilmiştir.Dikdörtgen planlıdır. İçi üç neflidir. Orta nefin karşısında Selçuklu süslemeleri bulunan taş mihrap vardır. Düz tavanlı olan caminin mihrabının üzerinde küçük kubbe oturtulmuştur. Basık minaresi Selçuklu özelliği göstermez. En son 1989 yılında restore edilmiştir.

Ö-Reşadiye Camii: Sultan Reşad zamanında H.1312 yılında inşa edilmiştir. Kareye yakın planlıdır. Düzgün kesme taşlarla örülü duvarları ahşap bir kırma çatı örter. İçte sütunların desteklediği niş bir mihrap vardır.

p-Lal Paşa Camii: Mut İlçesi, Pınarbaşı mahallesindedir. Karamanoğlu  Alaattin Beyin kölelerinden Lal Paşa tarafından yaptırılmıştır.1444 tarihlidir. Dikdörtgen planlı camii üzerinde merkezi kubbe, sekizgen kubbe kasnağı üzerinde oturmaktadır. Doğu, Batı, Güney cephelerinde yuvarlak kemerli, demir pencereler ve üzerlerinde iki tepe penceresi daha vardır. Giriş kuzey cephededir. Kuzeyde 4 sütunlu, yuvarlak kemerli revaklı son cemaat yeri bulunmaktadır. Mermer mimber orijinaldır ve mukarnaslıdır.

r-Lal Paşa Camii Türbeleri: Mut İlçesi Pınarbaşı Mahallesindedir. XV. yy.’ a tarihlenirler. Birinci Türbe, Lal Paşa Camii’ nin 7 m. güneyindedir. Sekizgen gövdeli ve sekizgen külahlıdır. Kapı doğu yönündedir. Üç adet penceresi vardır. İçerde 9 taş lahid, batı cephesine yakındır. Bu sandukalar M.1326 ( H.726 ) ve 1359 ( H.760 ) tarihlerini taşırlar. Camii’ yi yaptıran Lal Paşa’ ya ait mezar türbe içindedir.

Lal Paşa Camisi’ nin doğusunda ikinci türbe dörtgen gövdeli, altıgen külahlıdır. Doğu ve batı yönünden ışık almaktadır. Türbe içinde dört adet lahid vardır.

Türbeler Karamanoğulları mimari çağı üslubundadır.

s-Şeyhömer Türbesi: Gülnar İlçesi Şeyhömer köyündedir. Miladi 14.yy.’ a tarihlenir. Türbe ayakta ve sağlamdır. Sekizgen planlı, kubbelidir. Şeyhömer isimli bir zatın yattığı bilinmektedir. Yuvarlak kemerli ve üç kornişli taş kapının üzerinde orijinal bir kitabe ve nişi ile sağ ve solunda iki tamirat kitabesi bulunmaktadır.

Ş-Mukaddem Dede Türbesi: Silifke İlçesi Mukaddem Mahallesindedir. Geç Osmanlı dönemine tarihlenir. Dikdörtgen planlı, içinde tek mezar bulunan düz çatı hatılla örtülüdür. Doğuya bakan küçük bir kapısı ve kuzeyde küçük bir penceresi vardır. Türbenin dışında iki mezar daha bulunmaktadır.

t-Taş Han : Mut ilçe merkezindedir.Ahmet Bey Hanı adıyla anılan iç avlu etrafında önleri kemerli revaklarla çevrili 39 odası bulunan, kesme taştan bir yapıdır. Güneydeki basık sivri kemerli giriş kapısından beşik tonozlu dehlizle avluya ulaşılır. Odalardaki bir ocak iki de açık dolap yeri bulunur. Doğu cephesinde ahır kısmına ait kapı kapatılmıştır. Batı odaları arasında minare merdiveni görünümünde bir merdivenle hanın damına çıkılırken şimdi kapatılmıştır.

2-SİVİL MİMARİ ÖRNEKLERİ

a-Atatürk Evi ve Etnoğrafya Müzesi : 1914-1915 yıllarında yapılan Hacı Hafız Evi 1987 yılından itibaren Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Alt ve üst kat planları incelendiğinde bir orta sofa yer almakta ve odalar sofaya açılmaktadır. Ön cephede cephe boyunca bir balkon vardır. Kırma çatılı olup; kırma çatının üzerinde bir ( Cihannüma ) aydınlık feneri vardır.

b- Kültür Evi:  Silifke İlçesi, merkez mahallesinde bir konut restore edilmiş olup Belediye Kültür Evi olarak kullanılmaktadır. Muntazam kesme taşlarla yapılmış iki katlı bir yapıdır. Güney cephede alt katın ortasında iki köşede birer paye bulunan yuvarlak kemerli bir kapı vardır. Üst kat güney ve doğu cepheleri balkonludur. Üst katta odalar sofaya açılmaktadır.

Restore edilerek bugüne ulaştıklarını gördüğümüz ve günümüzde kullanım verilmiş bu iki evin dışında Silifke’ de çok sayıda özel konut tescillenerek koruma altına alınmış durumdadır. Geleneksel Türk Evleri Mut İlçesinde de bol miktardadır. Ve bunlarda koruma altındadır.

c-Tarihi Hükümet Konağı: Silifke İlçe merkezindedir. Yapı ilk olarak Sultan Reşat zamanında Hükümet Konağı olarak inşa ettirilmiş, uzun yıllar İçel Vilayetinin eski il merkezi olarak Silifke’ de Vilayet Konağı olarak hizmet görmüştür.

İki katlı taş bina cephelerinde çok sayıda pencereleri ile dikkat çeker. Üzeri kırma çatılıdır. Hükümet Konağı olarak kullanıldığı yıllarda kuzey cephenin ortasındaki ana giriş kapısının üzerinde bulunan ve duvarlara kemerle bağlı, iki sütunun taşıdığı çıkma oda, daha sonra yıktırılmıştır. Orijinal planda çok fazla değişmenin görülmediği yapıda binayı boydan boya kateden orta koridorların iki yanında odalar sıralanmıştır.




Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi İşlem ve Bilgi Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 6434 kez gösterilmiştir.